22.

        Şu sıralar benim için yazmak çok zor. Bir şeyleri kendi içimde tam olarak tanımlayamazken insan kelimelere dökemiyor tabii. En zor yaşlarımdan birini yaşadım sanırım, 21. Koskoca bir savaş alanından, yara bere içinde çıktım gibi. Ne başı ne sonu kolaydı benim için bu yılın. 

        Ama insan sanırım en çok da böyle şeylerle büyüyor. Mesela kimseye güvenmemeyi öğretiyor hayat sana. İnsan zaten bu hayatta kalıcı değil ki, ölüyoruz. Kim kimin hayatında kalıcı olabilir ki o zaman. Ama nereden bilebilirdim ki, bana hiç öyle öğretmediler. Ben insanları yarı yolda bırakmanın kötü bir şey olduğunu bilerek büyüdüm. Ben insanlarla çok yakın olduğumda kalp bağıyla sımsıkı bağlanacağımızı düşünerek yaşadım. İlk büyüme darbemi atana bu yüzden bir zamanlar kardeşim dedim. 

        Bu yaşımda insanların maskeleri olduğunu öğrendim mesela. İşine yaradığın sürece sana melek maskeleri takan insanlarla dolu bu dünya. Bunu diyince aklıma şeytan da bir melekti sözü geldi.. Gerçekten çok midesiz insan var şu hayatta. Neden acaba ya? Neden mesela sevmediğiniz insanlara mış gibi yapıyorsunuz? Bunu anlayacak kadar büyüdüm mü bilmiyorum ama kalsın ya, o kadar büyümeyelim bu büyümekse. Karakterimde en sevdiğim şeylerden biri bu, umarım değişmez. Sevmiyorsam birini gerçekten sevmiyorumdur. Kaba davranmam ama samimi de olmam, hakkında kötüsünü istemem ama hayır duamı da almaz vs. 

        Bu yıl çok büyük bir şey başardım bu arada. Bu kadar kötü geçmiş gibi diyorum ama çok güzel şeyler de oldu. Mesela ben anksiyetemle yaşamayı öğrendim. Tabii bunu da çok zor öğrendim ama sonuç olarak başardım. Aslında büyük bir savaşın hepsinin sonu aynı, zor geçiyor dememin nedeni bu herhalde. Hepsi zaferle sonuçlandı, doğru. 

        Ben bu yaşımda kendime pansuman yapmayı öğrendim. Kendime iyi gelmeyi öğrendim, kendime yetebildiğimi. Mutluluğu öğrendim mesela, mutluluk en başta kendini sevmekmiş. Kendini her şeye layık görebilmek. Kalmamam gereken yerden gitmeyi öğrendim mesela. Emin olduğumuz doğruların her an değişebileceğini öğrendim. Kendim hakkında çok şey öğrendim.

        Ama kendime şunu söylemek istiyorum bundan sonrası için, kendime küçük bir mektup.

    İnsanlar için değişme, değişmene gerek kalmayan bir yerde ol. Sen kendinin şu an en iyi versiyonu olmayabilirsin, yeni fikirlerin, yeni şeylerin olacak ama özün değişmeyecek. Daha özünün bile kabul edilmediği bir yerde kalmak için uğraşma sakın. Sen cidden sevilmeye layık bir insansın, kırıntılar süpürgenin işi. Ayrıca sevdiğin şeylere tutunman çok güzel, bunu zayıflık olarak da görme. Sadece kendi hakkına girdiğini fark ettiğinde vazgeçmeyi öğren. 

    Bu yıl benim için cidden öğrenme, sessizleşme, düşünme ve en önemlisi bir büyüme süreciydi. Emeği geçen herkese ve kendime teşekkür borçluyum. O halde 22 yaşım umarım güzel geçer ve daha da olmak istediğim yere yaklaşmış olabilirim. Hoş geldim.

Bir alıntıyla kapatmak istiyorum bu yazıyı. 

        ''Tam pes etmek üzere olduğum bir gecede, kafamın içinde verdiğim savaşı zor da olsa kazandım. O gecenin sabahına ben çıktım ama içimdeki kimseyi sağ bırakmadım..''


        🐭

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sohbetler 8*

2024*