Kayıtlar

kabullenmek.

                   Bu yazıyı aslında hem kendi yaşadığım bir süreç olduğu için hem de son zamanlarda derste olsun sosyal medyada olsun çok gördüğüm için yazmak istedim. Sembolik yas, kabullenme, o kapının kapanması vs. Ne derseniz artık. Kendi sürecim, derslerde gördüklerim ve çevremdeki insanların deneyimleriyle birlikte harmanlayıp yazacağım.            Öncelikle ilk darbe, ayrılık. Islak bir süreçtir, kafanızı koyduğunuz yastık ıslanır en başta. Özellikle sizin ayrılığınız değil de karşı tarafın bırakmasıyla oluyorsa bu daha kötü. Elinden hiçbir şey gelmez. Ben ilk gün durumu kavrayamamıştım. Sabah günaydın yazmak için uzattığım el havada kalmıştı.           İkinci evre, inkar ve bekleme. Bence bu iki süreç birbiriyle ilişkili. Seni sevdiğini düşünürsün, biz ayrılamayız ki dersin. Geçici bir heves değil ki bu, düzelir, gelir vs. Bir süre sonra inkar gider ama o bekleme k...

22.

         Şu sıralar benim için yazmak çok zor. Bir şeyleri kendi içimde tam olarak tanımlayamazken insan kelimelere dökemiyor tabii. En zor yaşlarımdan birini yaşadım sanırım, 21. Koskoca bir savaş alanından, yara bere içinde çıktım gibi. Ne başı ne sonu kolaydı benim için bu yılın.           Ama insan sanırım en çok da böyle şeylerle büyüyor. Mesela kimseye güvenmemeyi öğretiyor hayat sana. İnsan zaten bu hayatta kalıcı değil ki, ölüyoruz. Kim kimin hayatında kalıcı olabilir ki o zaman. Ama nereden bilebilirdim ki, bana hiç öyle öğretmediler. Ben insanları yarı yolda bırakmanın kötü bir şey olduğunu bilerek büyüdüm. Ben insanlarla çok yakın olduğumda kalp bağıyla sımsıkı bağlanacağımızı düşünerek yaşadım. İlk büyüme darbemi atana bu yüzden bir zamanlar kardeşim dedim.           Bu yaşımda insanların maskeleri olduğunu öğrendim mesela. İşine yaradığın sürece sana melek maskeleri takan insanlarla dolu bu...

beklemek.

                ''Beklemek, şimdi hiç duymayan birine dünyanın en güzel şarkısını söylemek kadar anlamsız.''          Beklemek, birden fazla duygunun kendi içimizdeki savaşı. Umut, acı, heyecan, mutsuzluk, mutluluk, çaresizlik... Birden fazla zıt duygu. Hayatımdaki çoğu şeyi bekleyerek geçirdiğimi fark ettim. Havalar güzelleşsin, şu sınavlar bitsin, şu dönemi bi' atlatayım, pazartesi gelsin... Ne çok şeyi beklemişiz ve bekletmişiz. Peki biz beklerken, hayat sana o zamanı verince o şeyleri yapabilecek misin? Bazı şeyler bir kez olur ve o an yaşanmalıdır, tekrarı olacağını bilemezsin.           Peki, birini beklemek? Daha çok geceleri hissedilen o kalbine yük binmesi hissi. Belki gelir, belki yazar... Çok zor bir süreç. Hala bir şeylerin normale döneceğini, hala karşıdaki kişinin de sana senin hissettiklerini hissettiğini düşünerek kendini kandırdığın geceler. Engellendiğin profile hala re...

Sohbetler 11*

           Son zamanlarda aklıma takılan bir kaç şey hakkında yazmaya karar verdim.       Aşk ne demek? Çok fazla aşk şarkısı var, gerçekten çok fazla. Bir sürü hikaye, dinlerken şaşırıyorum ama hepsinde kendini bulabilmen de garip. Ne kadar aşık varsa o kadar aşk tanımı vardır. Ben de tanımlamak istiyorum. Bence aşk çok çocuksu bir duygu, ilkel. İçinde gururun, egonun ya da herhangi saf olmayan bir duygunun barınması imkansız. Aşkın içinde bulunabilecek duygular da bence ilkel. Mutluluk, mutsuzluk, heyecan, acı gibi. Uyum mesela, illa olması gerekir mi? Bence uyumun önemi yok, zıt kutuplar da birbirini çeker. Anlaşılmak kesinlikle önemli. Ama bazen anlamasan da sadece yanında durabilme cesareti de önemli. Evet, bir de cesaret. Aşk, kesinlikle cesaret ister. Korkak insanları bünyesinde bulundurmaz aşk. Onlara yakışmaz zaten. Bir de aşk emek ister.     Gurur hakkında da konuşmak istiyorum. Bence bir insan için muhakkak ki gurur ...

Bensiz mutluysan, hep öyle kal

           Gerçekten çok güzel dersler çıkardım bu aralar. Bunları unutmamak için yazmaya karar verdim. Öncelikle hiçbir şey beklemeye gelmiyor, zaman çok hızlı geçiyor. Güzel günleri beklediğiniz insanlar güzel günde yanınızda olmayabiliyor. Bu yüzden hayatınızın tadını çıkarın ve bir şeyleri ertelemeyin, yarım kalmayın böylece. Bu öğrendiğim en büyük dersti.          İkinci olarak sizi anlamak için gelmemiş bir insana tüm kelimeleri sunun, yine de umursamayacaktır. Birilerine kendinizi anlatmak için kendinizi yıpratıp durmayın. Bırakın sizin için ne düşünüyorlarsa düşünsünler, doğrusunu bilmek isteyen insan doğrusu için çabalayacaktır. Ki sizi anlamak isteyen insan kelimelere ihtiyaç duymadan da anlayacaktır.           Üçüncü olarak sizin alttan aldığınız insanlar, o çok değer verdikleriniz siz hata yaptığınızda aynı şekilde alttan alacaklar mı? İnsanlara koşulsuz güvenmeyin, çok tanıdığınızı sizi çok...

AFFETTİM HERKESİ YALAN

 Niye affetmek zorundayım? Niye ? NEDEN? Affetmektense kaçmak daha kolay değil mi? Niye çözmek zorunda kalıyorum? BAĞIRSAK MİKROBİYATALARININ DA..... Beni depresyona sokan her şeyinde!!!!!! Kendimi çok sevdiğim için birilerini affedeyim bile demeye dilim varmıyor artık. Çünkü ondan bile memnun değilim. İstemiyorum. İnsanlarla konuşmayı şu sıralar. Birileriyle görüşmek, biri için birilerini affetmek ve konuşmak İSTEMİYORUM. Gönlümü kıranları affetmek falan istemiyorum. Sonra şundan dolayı kavga ediyorum kendimle o insanları seviyorsun ama(!). Seviyor muyum hiç sanmıyorum ya. Bu yazıya 28.12.2025 itibariyle devam ediyorum Öfkeli margarita. Affetmiyorsun zaten. Affetmedin de. Affetmeyi kendine yedirmedin çünkü. Uzaklaşamadın da. Sadece acıyı unutan zihnin unutmayı seçti. Affedemiyorum nedeni bulamadım. Affetmeyi niye kendime yedirmediğimi bulamadım. Bulmakta pek istemiyorum. Cahillik güzel geliyor artık. Diğer türlü sorumluluk kazanıyorsun. Belki özgürlüğünü sağlıyorsun ama bilmiyorum...

Bir önemi yok zaten

 hayat bu ya. Kavgalar vardır bir fikri söylersin eğer karşıdaki kişi de cesaret varsa o da fikrini söyler. Bu benim için böyle der... Diyebilir... Kırmadan diyebilir veya öfkeyle diyebilir. Bunlar ilişkilerin temelidir. Denir. Konuşulur. Ne demişler insanlar konuşa konuşa hayvanlar koklaşa koklaşa anlaşır. Ha tabi bir de konuşmadan anlaşma durumu var. İnsan ruhuyla, bakışla, enerjiyle... Anlaşabilmek ve anlamak. Tüm sınav böyle gibi. Bir yolculuk gibi. Doğayı anlamak, bir hayvanı anlamak, bir nesneyi anlamak, bir duyguyu anlamak, bir ruhu anlamak. Ama anlamak. Kalpten gelen o enerjinin hizmetinde bir bütün olmak. Yanlış anlamak, doğru anlamak, dolaylı anlamak. İncinmek, sevinmek, üzülmek, gülmek... Ama anlamak. Bu blogu açarken kendi günlüğüm gibiydi. Duygularımı, saçmalıklarımı, fikirlerimi, dertlerimi, önerilerimi yazmaktı hedefim. Dertlerim oldu biraz artık bu blog. Kendi sessizliğinde gömülü. Kendim gibi. Renklerim vardı yazdığım, filmlerim, kitaplarım, konuşmalarım. Kitaplarl...
 Cıvıl cıvıl ötebilmeyi özledim. Rahat hissettiğim o konfor alanında neşeyle uçmayı. Kendime ait olan şeyleri ortaya koyabilmeyi özledim. Vazgeçmişlik halimden uzaklaşıp eski neşeli o hayatımı özledim. Bir şeyleri bastırmaya çalışmaktansa özgürce güçlü bir şekilde dik durmayı özledim. Kendime..

Kendime

 Biraz yoruldum. Kendimi kandırmaya çalıştığım şeylerde belki de inandırmak istediğim konularda. Anksiyetenin bendeki karşılığında, çevresel etkenlerden, insanların duygularından biraz yoruldum. Gün ve gün egonun yüzleriyle karşılaşmaktan. İlişkide beklentilerinin görülmemesinden, SORUMLULUKTAN, bir şeylerin altına giriyorsun bir şeylere sınır ihlali yaratıyorsun karşındaki de bunu sonsuz bir patavatsızlıkla kullanıyor. İçsel cezalandırıcıların çalışmasını izliyorum. Uyumak istiyorum. Evi özledim. Kendi merkezimde olmayı özledim. Kimseye sorumluluk duymadan kimseyle bir şey konuşmadan fikir almadan sakince durmaya ihtiyacım var. Ormanın keyfini sürmeye ihtiyacım var. Gezmeye ihtiyacım var. Seyir halinde olmayı özledim.

Sohbetler 9*

         Sıkıldım. Kendimden, sorumluluklardan, okuldan... Eve gitmek istiyorum, sadece yatağımda olmak istiyorum. Hayat sanki yine beni boğuyor gibi hissediyorum. Çok stresli bir dönemdeyim. Herkes aynı dertlerle uğraşıyor ama niye sadece ben bu kadar kafama takıp kendimi kötü hissediyorum bilmiyorum. Hayat bir bana mı ağır, bir benim kollarım mı zayıf? Rahatlayamıyorum, hiçbir yere köklenemiyorum. Bir gün iyiysem niye dört gün bedelini ödüyorum. Ben neden hep kendi hayatımı bu kadar zorlaştırıyorum?           Sorumluluklar neden beni bu kadar strese sokuyor? Olur gider her şey, kontrol edemezsin ki bu kadar her şeyi. Biraz soluk almaya ihtiyacım var artık. Gerçekten buna ihtiyacım var. Ama ben soluk alırken bile sorumlu hissediyorum. Eskisi gibi ölüm düşüncesi de rahatlamış hissettirmiyor beni. Ailemin yanını her seferinde çok özlüyorum. Ait olduğum yer neresi bilmiyorum. Eskiden evimdeyken sanki oraya ait hissediyordum ama şimdi ...

Sohbetler #10

 Merhabalar Ben Margarita Yalnız hissetmek hakkında konuşacağım. Ruhumuz sizce de yalnız mıdır? Nedir bu yolculuğun yapısı? Yalnız mı geldik sizce de ? Nedir bu yapı? Gerçekten.. İnce düşüncesi koymuşlar beybiler kutuya. Hoppp gümmm :) Karmik ve karma ilişkiler yok ruhani eşler. Var bence ruh eşi. Yalnız kalmak biraz garip. Oğlum düşünsene kendi esprine kendin gülüyorsun sadece. Rüzgarı kendinden menkul bir uçurtma gibi. Garip gerçekten. Ademin yanına boşuna Havva yaratılmamış be darling. Napsak bu konuları? Kendimi özledim. Sayın seyirciler. Beni. Benliğimi. Kendimi. Halledeceğiz darlingler. Halledeceğizz. Yuvarlak dünya ahaha
 Merhabalar Margarita. Çok farklı ve değişik bir hissiyat bu duydu. Ben fazla değil birkaç ay önceme yazarken. Kelepçeler var gibi hissediyorum Margarita ellerimde. Boğuşmuş gibi hissediyorum MARGARİTA. BOĞULMUŞ GİBİ ANLIYOR MUSUN? Kelimeleri son derece tek tek seçen bir kişi gibi. Olmamak üzerene gibi. Terapi sürecini devam ettirememek gibi. Bir şeyler var Margarita yazmıyorsun kendine. Karanlık yüzle yüzleşirken sende değilsin. Kolaydı sanki. Travmalarla yüzleşirken zorlanmıyordun bir duvara mı çarptın ne oldu? Seyir gibi... Nereden Margarita. Sokakta kendiyle yüzleşen Margarita. Özledim. Kendimi. Kabus dolu travmalarla yüzleşirken ki savaşımı. Nefes almaya çalışırken ki halimi.. Kelepçeleri çıkarmışken noldu ? Sana onları taktıran ne? Aslında takmadım ayağımın bir ucunda izliyorum onları.. Ey Tanrım YARDIM ET. 

2024*

      Çok hoşuma giden bir nakaratın tam şarkısını açmış ve hayal kırıklığına uğramışım gibi. Şimdilerde fark ediyorum da bir çok şey benim için gerçekten hayal kırıklığı. 2024 bana kötü şeyler getirdiğini iddia etmiyorum fakat getirmesini umduğum hiçbir şeyi umduğum gibi getirmedi. Bu yıl biraz da insan olmanın acımasız taraflarıyla münasebetimin sınırları aşmasından da kaynaklı olabilir.     Sizi 2024'ün başına getireceğim. Büyük bir sınav kaygı sı. O zamanlar ait olduğum hiçbir şey yokmuş gibi hissediyordum. Boşuna hazırlandığımı hissediyordum. Artı olarak üniversite korkusuyla mücadele ediyordum. Başka bir şehirde tek başına olmak oldukça zor gibiydi. Şimdi bakınca neden bu kadar korktuğumu anlasam da insan eşsiz bir varlık. Her şeye adapte olabilir.      Aslında sanırım bunların hiçbirini konuşmak istemiyorum. İnsan gerçekten bu evrende tek başına. Ailedir, arkadaştır hiçbiri bu duyguyu alıp götüremiyor. Ben bazen çok güveniyorum, işte diyoru...

Sohbetler 8*

      Konuşmaya çok ihtiyacım olduğunu fark ettim ama maalesef etrafımda aynı yaralardan muzdarip insan yok. Fakat illa bunu okuyan biri (ki maalesef okunmuyor) yaşamıştır bunları. Güzel sayılabilecek bir üniversite hayatı yaşıyorum fakat anksiyete ve çok düşünme belasından kurtulamadığım için mutsuz oluyorum.      Vizelerden sonra eve gittim ve sandığımdan daha çok özlemişim ailemi, evimi, odamı, kendimi.. Ne kadar arkadaşların da olsa kendin gibi hissedemiyorsun çoğu zaman. Bir söz var tek başına olduğun halin ile yanında bir kişi bile gelse o halin arasında farklar var. Tam sözü hatırlayamadım ama bunu anlatıyordu. Sorumluluk, uyum sağlama ve güzel olan şeyleri bozma endişesi kendinin biraz daha farklı formunu ortaya koymaya itiyor insanı. Bu psikolojik olarak hem bir adaptasyon hem de savunma iç güdüsü.      Her neyse evde geçirdiğim 9 gün bana o kadar iyi hissettirdi ki. 3 günümü hastanede geçirsem de (bazı kontroller için) o bile çok gü...

Üniversite 1. hafta

           Üniversiteyi kazandığımdan beri içimde bir korku oluşmuştu. Aileden uzakta üniversite okuma fikri çoğumuza güzel gelse de kesinlikle güzel bir durum değilmiş. İlk gün yurda yerleşirsin ve ailenin gideceği bilinci bir anda dank eder. Ailenle vedalaşırsın ve odana çıktığında büyük bir sessizlik çöker. Özellikle oda arkadaşın ya da arkadaşların odada yoksa o ilk gece gerginlikten ve sessizlikten uyuyamazsın. Yatakta döner durursun ama yok. Bir ağlama gelir ki kendini durduramazsın. Tüm gece boyunca ağlayıp sızladığın için de şiş gözlerle dersine gitmek zorunda kalırsın.          İlk gecem en azından benim böyle geçti. Oda arkadaşım yoktu, annemlerle erken vedalaşmıştım ve tüm gece gerginlikten, ağlamaktan uyuyamamıştım. Daha sonra kendi bölümümden tanıştığım kız ve onun kyk arkadaşıyla ilk dersime girdim. Odaya geçtim oda arkadaşım da geldi. İlk gecenin ardından bir kaç gün daha zorluk çeksem de bir anda kendimi alışırken bu...

Merhaba 20

         Büyük bir süreçten yeni çıktım. Aslında küçük sayılır şimdi gireceğim yeni süreçten. 20 yaşındayım. İnsan daha büyük şeyler bekliyor tabii. 20 yaşım böyleymiş işte. Küçük aklıyla havalı bir yetişkin olacağını düşünüyorsun. O işler öyle olmuyormuş. Söylediğin sipariş için telefonu annene verince anlıyorsun hala büyümenin uzun bir süreç olduğunu. Süreçleri severim aslında, insan bir amaç doğrultusunda giderken kendini boş hissetmiyor, bir şeylerin içinde olmak değerli oluyor.          Neyse bu yazıyı teşekkür için yazıyorum. Hayatımızda olan kötü olarak adlandırdığımız şeyler şu anki halimizi belirleyen olaylardı aslında. Ben bu yüzden yaşadığım her şeye ve bunun kahramanlarına teşekkür ederim. Evet, deli saçması gibi. Aslında nefret duyardım eskiden olsa ama gerek yok artık. Bana yük oluyor öfke, midemi de kötü etkiliyor. Öfkem, çok değerlisin fakat geçmişe olan öfkem.. Ayrılma vakti. Beni ayakta tutan ve sorunlarımı aslında çöze...

İçimdeki Küçük Çocuğa

 Büyüyünce herkes zannediyor ki büyüdük kocaman olduk hiçbir şey bize acı veremez. Tam tersine içimizdeki küçük çocuk yetişkin size kendini duyurmak için deli gibi çırpınıyor. Depresyon, huzursuzluk, kendini ifade edememe, hayattan keyif almama... O kadar suçlanmaya ve suçlamaya alışmışız ki bazen olması gereken şeylerde bile tüm yükü yükleniyoruz. Ben bugün kendi içimdeki küçük benime güzel bir başlangıç yazısı yazmak istiyorum.      Merhaba Küçük Ben. Uzun zamandır seni mutsuz ve bana bağırır halde görüyorum. Keyfin hiç yok çünkü hayatın boyunca kötü sevildin. Duyguların görmezden gelindi istismar edildi. Sende buna tepki olarak agresifleştin, bağırdın çağırdın, şımardın, üzüldün,ağladın,depreyona girdin,keyfin ve hevesin kaçtı. İlk olarak ben senden özür dilerim seni görmeden büyümene izin verdiğim için. Ama biliyorsun ki ikimizde bu ne demek bilmiyorduk. Ben artık biliyorum ve özlediğin kişideki gibi sevilmeyi ben sana vereceğim böylece artık üzülmeyi arzulamayac...

5 yıl sonraya mektup

      Selam ben 19 yaşın, Gerçi 1 aydan az kaldı doğum günüme. Şu an oldukça stresli bir gündesin. Yks'ye yaklaşık 1 ay var ve sen son dakikada bölüm değiştirecek bir meslek yapmak istediğini söyledin :D Başardın mı? Psikoloji son sınıfta olman gerekiyor tahminimce. İngilizce okumak istiyorsun, öğrenmişsindir herhalde. İngilizce dizi izlemek çok havalı gelmiştir her zaman. Kesin şu an her şeyi ingilizce dinliyorsundur dnskcnsk şapşal.  Yarışmalara katılmak istiyordun en son yazın. Kazandın mı? Kalemin şu an çok acemi, eğer üstüne çalıştıysan eminim daha güzeldir şimdi. Hep kendi yeteneğinden şüphe ettin, yeteneğin var mıymış? Umarım vardır çünkü benim yapmak istediğim şey yazarlıktı. Kırmadın beni, değil mi?  Ablan evlendi mi? cksjcksddj en çok bunu merak ediyorum. Teyze olmak çok istiyorsun şu an, havalı bir teyze olmak istiyorsun. Oldun mu? Senin hayatında biri var mı? Nedense bana 5 yıl içinde evlenme kararı alacağım biriyle tanışacakmışım gibi geliyor. Okulu...

Sohbetler*7

           Ben sonunda yapmak istediğim mesleği seçtim. Aslında tamamen yapmak istediğim meslek yazarlık ama bu meslek de zevk alacağım bir meslek. Psikoloji okumak istiyorum. Fakat sayısal öğrencisiyim :D Büyük stres altındayım çünkü 1 ay kaldı sınava. Sayısal derslerimi bile daha tam bitiremedim. Bu yıl da gitmezsem 21 yaşında başlayacağım en iyi ihtimalle. 4 yıl eğitim göreceğim 25 yaşında mezun olacağım. Bu da en iyi ihtimalle olacak iş. Çünkü ingilizce seçersem minimum bir yıl da hazırlık okumak zorunda kalacağım. Yüksek lisans da okumak istersem 2 yıl daha ekleniyor. Yani en iyi ihtimalle 28 yaşında donanımlı bir psikolog olabiliyorum. Ayrıca ingilizce biliyor da olmuş olacağım.          Açıkçası bakınca bana çok kötü gelmedi. Düşüncelerine değer verdiğim insanlar aynı şeyi söylüyor. Geç kalacağımı hayata. Ama diyelim ki şu an yazdım üniversite yine 27 yaşında mezun olmuş olacağım. 1 yıl kesinlikle önemli ama içime sinen türü ...

#2023Sorunsalı

 Geç kalınmış bir 2023 değerlendirme yazısına hoş geldiniz. 2023 yılının büyük bir değişime ve dönüşüme hizmet ettiğini düşünmekteyim. Hayatımda ve çevremde gözlemlediğim birçok kişide değişim ve farkındalık üzerine büyük imzalar gerçekleşti. 2023'e nasıl girdiğimle başlamak istiyorum.     Marmaris'te birkaç arkadaşımla birlikte girdik. Çok sıkıcı ve durağandı. Sakince geri gelip yurdumda uyumuştum. Sabah erkek arkadaşımla buluşmuş ve Akyaka'ya gitmiştik. Son zamanlarımızmış. Fazla sürmedi 1 ay sonra falan ayrıldık ama nasıl ayrılmak...     14.03.2023 hayatıma mıhlanmış bir tarih. Hiçbir şeyin aynı olmadığı bir sabah, öğlen, ikindi, akşam ve geceydi. Toz pembe olan hayatım tamamen grileştiği bir tarihti. Sonrası da onun siyahı. Çok uzun bir iyileşme sürecinin başlangıcıydı. Ta ki 26.01.2024'unde kestiğim bir bağa kadar. Bir vedalaşma ve teşekkür seremonisi... Hala sana çok teşekkür ediyorum hayatıma kattıkların için. Sen benim ilkimsin ve güzelimsin. Teşekkür ed...