Yüzleşme
Bağımlılık
Merhaba. Ben Karışık Kutu. Bi bağımlıyım. Oyun bağımlısı. 2016 yılında Clash of clans(COC) başladım. Tam 2 yıl oynadım. Ve üniversiteyi bu yüzden kazanamadım. Hep bir şeyler istedim ama hep bu yüzden kazanamadım. Oyun bağımlılığım yüzünden. Coctaki insanlardan şu anda geriye kimse kalmadı. Kimseyle o zamanlardaki gibi değilim. Çok güzel hikayelerim ve zamanlarım oldu. Ama bu hayatımın en önemli dönemlerini etkiledi. Yıl 2021 ve ben yine bir oyuna bağımlıyım Mlbb ve biliyorum ki bu da hayatımı mahvedecek. Mesela akşam sınava girmem lazım ama aklım hala oyunda ders çalışamıyorum. Sebebi bana mutluluk vermesi, düşündürmüyor, sıkmıyor. Ama ben bu değilim. Cahil ve bilgisiz kaldığımda kendine yüklenen, kızan biri olarak 2 aydır nerdeyse düzgün kitap okumuyorum. Film stokum bitmek üzere ve o kadar daha izleyeceğim film var. Ama tek umurumda olan Mlbb oynamak. Merhaba bağımlılar... Bu başlık altında size başka bağımlılıklarımı anlatmak istiyorum. Benim gibi insanlar çok bunu biliyorum çünkü cocta hepimiz o oyunu bu sebepten oynuyorduk. Yalnızlık, depresyon, mutsuzluk hepimizin ortak duygularıydı.
Belki birbirimize destek oluruz diye....
2020'yi yorumluyorum.
Merhaba arkadaşlar. Hepinizin 2021'i umarım güzel geçer. Benim ki daha 1 Ocak'tan beri iyi gitmiyor. İstediğim kostümler hala bana çıkmıyor. Şans meleğim kaçıp getti öteler. :( Sizinle farklı bir içerikle buluşmak istedim.2020'mi yorumluyorum.
2020 benim sınav senemin bitişine geldi. YKS sınavım vardı. 1 Ocak ve haftası biraz kötü geçmişti. Daha sonrada zaten martta covid ortaya çıktı ve sonsuza kadar evde basen ve çatlak büyütme zamanım geldi. İlginçtir Kafası Karamelli yine hayatımı sikmeye bi oyunla geldi ve bana Mlbb'yi alıştırdı. Ve noldu bilin bakalım ben sınav çalışmayı bırakıp sabahlara kadar oyun oynuyordum sanarsın bi de iyi oynuyormuş gibi havalarım vardı. Ahh akılsız kafam zaten önceden de clash yüzünden mezuna kalmamış mıydın? Nedennnn... Neyseki kötü değildi sonucum ama ben hep bi hedef belirlerim ama o hedefe ulaşınca zaten daha iyisini yapabileceğimi bildiğim için pişman olurum niye daha yukarısını hedeflemedim diye kızarım. İlk karantina dönemi eğlenceliydi. Sınava çalışıyordum azcık oyun oynuyordum, spor falan kendimi zenginmiş gibi hissedip gidip maydanozlar alıp kendime güzel yemekler yapardım. Bir sürü yeni kanal keşfettim. Kedilerime daha çok vakit ayırdım.
Bütün bu evde oturma sürecimde en çok fark ettiğim şey insanların benim hakkımda bir şey söylerken empati kullanmadan sadece ne düşünüyorlarsa direk söylediklerini fark ettim. Sanki değişim, farklı düşünmek çok yanlışmış gibi sana öfke ve kinle hele de o surat ifadeleri yok mu? Keşke onu size gösterebilsem. Kendileri daha ne ki gelmiş bana laf söylüyor ve beni küçümseyen o iğrenç ifadeyi takınıyor. Şahsen bende böyle biriyim. Empati kurmadan söylediğim çok söz vardır. Ama bunlar değişmeyecek diye bir şey yok.
Bütün bu süreçte evde tüm kemiklerimi ağrıtmakla geçti. Tek sorun büyüdüm sanırım depresyona giremiyorum. Hiç bir şey sorun değilmiş geliyor. Motor almıştık başlamadan önce biraz sürdüm ama sonra gidecek pek bir yer olmadığı için evde oturmayı tercih etmeye başladım. Uzun zamandır zamanım olmadığı için astral seyahate zaman ayırmak isteyen ben onu bile yapmadı. Tarot bakmaya zaman ayıracak olan ben yine onu da yapmadı. Ben başarıya çalışarak ulaşılabileceğine inanırım. Ama asla çalışmam.
Neyse bu kısa ve çok sıkıcı yazım aslında 2021'deki bana bir mesaj. 2022'de bunu okursan yaz hadi neler yaptığını, neler değiştirdiğini ? Başarabildin mi hayallerini ? Lütfen karamsarlığından vazgeç. Bu istediklerini evrenden beklentilerini ters teptirebiliyor. Hadi karışık kutu bu yıl senden karamsarlığını bırakmanı ve yapmak istediklerini sırayla yapmanı istiyorum. Senin kimseye ihtiyacın yok. At o içindeki öfkeyi siniri. Vücudun da biriken kötü enerjiyi sal.
2022'de görüşmek üzere karışık kutu..
Sevgili Karışık Kutu
Bugün tam 05.03'te kendine bir tokat attın. Şu anda izlediğin dizideki bir sahnede küçümseyerek güldüğün o küçük sahnede hayatının tokadını attın kendine. SEN KENDİNE NAPIYORSUN BE KARIŞIK KUTU ?
Yıllarca küçümsediğin yargıladığın şeyleri affettin kendin yaşadığında ve koca koca laflar ederdin. Ben affetmem diye. Noldu be sana ! Şu anda güldüğün o sahnede fark ettin mi acınası hissini. Niye kabulleniyorsun ki o sahnedeki o olaydan ne farkı var da sen kabulleniyorsun.
Lütfen karışık kutu bunu ilerde okursan kendinden utanma ve iyi ki vazgeçmişim de, bu bir olgunlaşma süreciydi de lütfen kendini sakın ama sakın bu hatan yüzünden mahvetme.
Bide insanlar sana değiştin diyince kızıyorsun. Çünkü onların içindeki o seni ezmelerine ve kazandıkları o zafere kızgınsın. Çok kızgınsın her şeye. Kendine ,çevrende bulundurduğun aşağılık insanlara ,seni ezen o iğrenç insanlara, yobaz fikirli kişilere... hayata özellikle çok kızgınsın. Umarım affetmişsindir hayatı.
Sana zarar veren insanları çıkarmışsındır umarım toksitlerinden kurtulmuş eski neşene kavuşmuşsundur umarım. Seni tanıyorum havalarındaki o insanlar yarın bir gün gelip sana sen değiştin ya dediklerinde o laflarına kızışın daha dün gibi hala içinde bir alev çünkü altındaki imayı anlıyorsun. Nerde o koca koca laflar eden insanları yargılayan o kız noldu da aynı duruma düştü lafları onlar.
Hala vazgeçemiyorsan o insanlardan hala duyuyorsan bunlar üzüldüm senin adına. Bak bende seni yani kendi kendimi eziyorum. Ezil çünkü sen bu değildin miden bulanırdı bu durumlara ki hala görünce aynısı oluyor da neden kendine gelince bunları görmemek için halının altına iteliyorsun?
Sevgili Karışık Kutum yapma kendine bunları ağlama kendine gurur duy. Sen kendini affedersen kendine kızmazsan o insanlar konuşamaz. Kimsenin lafları üstünde etki yaratamaz.
Affet kendini ve burayı gülerek okumuş ol, öyle bir hayatın vardır umarım ki.
🌼
Bir yorgunluk var üstünde adını bilmediğim, soyutlanma isteği...
Duygusuzluk başladı her şeye, kenara atmışlık... Her türlü güzel duyguyu hissedememe, tıksıntı hissi yaşıyorum. Kimseyle konuşmak istemiyorum. Konuştuğum kişilerin yargılayıcı ya da düşünce beyan etmesini istemiyorum. Ya da bana tavsiye vermelerini de istemiyorum tek istediğim dalga geçip sadece öylesine boş yapmak. Gözlerim acıyor başım sürekli ağrıyor.
Yeni birisiyle tanışmak istiyorum ortak yönlerimin çok olduğu sabaha kadar sadece konuşmak yargılama yok eleştiri yok birbirimizi tanımak yok. Hiçliğin içinde boğulmuş gibiyim. Etik kurallara karşıyım. Değiştim ve daha da farklıyım artık. Aceleciyim iğreniyorum sürekli. Seks konuşmaktan sıkıldım ama sürekli sevişmek istiyorum. Kötü olan taşladığım her şey güzel geliyor artık gözüme. Kadınsal şeyler istiyorum makyaj yapıp dedikodu gibi. Tutkularımın esiri olmak istiyorum doğru ya da yanlış şekilde..
Kendini mutlu edemediğin her gün boşa geçmiş bir gündür. Bazen insanın NaNa'dan öğrenecekleri vardır.
Kelimelerin bile bir anlamı yok hoş çakalın bok çuvalları🌼
UNUTAMIYORUM SENİ
Küçükken hep ailemden birini kaybedince hayat nasıl olur diye hep düşünürdüm. Düşündüm düşündüm ve hep düşündüm. Bende bir bağımlılık vardır. Hüzünlü olayları alırım en içime sokarım ve rol yapmaya başlarım. Yüreğimde hissederim onu canımı yakarım daha da yakarım. Yaktıkça daha da zevk alarak rol yapmaya başlarım. Küçükken de böyleydi düşündükçe daha da dallandırırdım. Hissettikçe daha da artardı. Ben 2019 yılında kabullendiğim bir ölümü yaşadım. Kendisinin soğuk bedenine dokundum. Kabullenmiştim oysaki öleceğini biliyordum. Galiba acılarımdan kaçma yöntemim buydu kabullenmiş olduğuma kendimi ikna etmem. 8 gün sonra 2 yıl önceki o acıyla tanıştım. Birinin yokluğu. Yok. Bildiğiniz yok. HİÇLİK. Çaresizlik. Ölüm kadar ağır bir hiçlik olamaz. Kabullendiğim bu olayı aslında hiçte kabul etmemişim. Canım acıyor. Ben geri istiyorum. Yaşarken önemli olmayan o olaylar, ölünce yok olunca pişmanlık içinde kıvranıyorsunuz. Ben artık ağlıyorum ilk günkünün aksine. Haberini alınca ağlayamayan ben kabul ettiğim zaman ağlayamayan ben şu anda ağlıyorum. Yemeklerini bile değil seni özledim. Seni yıkamayı, bezini getirmeyi, dişlerinin ağzından çıkmasını, Kafası Karamelliyle kavga edince bize bağırırdın ve biz umursamazdık sende oturur ağlardın. Bir gün bana börek yaparken, bana baktın ve ''Sürmelerin ne kadar yakışmış'' demiştin bana... ben unutamıyorum seni. Yoruyor beni bu acı. Yokluğunu kabullenemedim ben hala. Örgülerini özledim gecenin bir yarısı hastanelere gitmemizi özledim. Beni seni çok özledim. Bitmiyorsun gitmiyorsun yoksun kabullenemiyorum. Kabul edemiyorum bunu. Çok yakıştı sana kefen. Beyaz bir melek oldun. Beraber büyüdük seninle ve benim annemsin sen. Tontişim benim. Köyde kahvaltılarımızı özledim. Mezarına gitmek bir anlam ifade etmiyor. Ve çok pişmanım ölümle cebelleştiğinde yanına gelmediğim için çok az gördüm seni son zamanlarında. Ne önemi vardı ki sınavlarımın. Özür dilerim beraber geçirdiğimiz 20 yılda seninle iyi vakitler geçiremediğimiz için. 20 yıl sadece kısacık. Görüşmek dileğiyle.🌼
İnce Düşünceli İnsanlar
Hepimiz kırmışızdır birini. İnce Düşünceli İnsan olmak zordur. Gerçekten kalpten seviyoruz öyle değil mi? Peki neden kırılıyoruz ki...
Onun için neyim cidden ben? Hani böyle canı sıkılınca gelip konuşup arzularını dindirip gideceği bir durak mı? Hayır değilim. Cidden inanmıyorum bana değer verdiğine. Azıcık bile. Hayır yok sayışın peki bu beni deli ediyor.
Bakın bu durumu şöyle anlatıyım. Bi bataklık düşünün bu o kişi tam ortasında da birkaç nilüfer bunlar da onda sevdiğiniz ve istediğiniz şeyler. İşte o nilüferler için o siktiğimin bataklığına giren beynimi sikiyim. Her konuşmanızda sonunu biliyorsun neden ona inanıyorsun? Söyle bana be kadın söyle bana.
Onun gözünden kendini görebiliyorsun aslında peki neden? Yalnızlığın bunalttı seni biliyorum. Kimseyle arkadaşta olamıyorsun. Yıldız Tilbe kafası “Hepinizden nefret ediyorum ama tek başımayken canım sıkılıyor.” haa işte tam olarak bu.
İntihara doğru gidiyorum. Kafam çok karışık ne dediğimi bilmiyorum. Kuş beyinli gibi bir şeyim. Bugün bunu diyorum yarın tersini savunuyorum. Kimseyi sevmez oldum hayvanları bile.
Hayır bi de neşemi böyle şeylere bağladığım için kendime daha çok kızıyorum. Kişiliğimin oturmamasından hayatta başkalarıyla plan yapmaktan o planlara bağlanmaktan. Daha sonra noluyor yalnızım. Kendi kendimle kavga ediyorum ve acı çekiyorum. Oysaki her şeyi bir adım önceden görebiliyorum. Kendime bunu niye yapıyorum? Çıldırmak üzereyim. Enerjimi düşürdüğüm için çok kızgınım. Başkalarıyla kendimi kıyaslamak yerine önüme bakmalıyım. Önüne bak Margarita. Hayatta sen varsın sadece. Öğren artık bunu.
Kafam çok karışık. Bu hayat bizimdir ya ve tüm tavsiyeler ya aynıdır ya da anlamsızdır. Meleklerin bile yardım edemediği bir yoldayım. Şu zamana kadar kaderim hakkında söylenenler çıktı ama acaba ben bunları istiyor muydum. Ne olacak ben ne yapacağım? Ölmek daha mı mantıklı ve bitti bütün kelimeler.🌼
Ortaokulda herkesin Türkçe hocası sınıfına hikaye yazdırmıştır. Lisedeyken bile hikaye yazmaya çalışırdık. İlla Türkçe ve ya İngilizce bir hikaye yazmışızdır . Hayal dünyam çok geniş olduğu için farklı hikayeler yazardım. Ortaokuldayken hatta sınıfta en çok benim hikayem beğenilmişti. Ama şu anda bir sıkışma içinde hissediyorum. Çocuklara bir hikaye yazmam gerek. Eksikliğim nerede ki acaba. Az mı kitap okuyorum artık yoksa büyüdüm mü? Hiç öyle hissetmiyorum oysaki... İleriye doğru gideceğime geriye doğru gitmiş gibi hissediyorum. Yaşlılığı hissediyorum. Üşengeçliği. Sorunları. Parasal sorunları. Ekonomiyi. Savaşları. En zor beceri yazmadır. Ama küçükken bunu becerebiliyordum ama şu anda neden olmuyor?
Belki de koza aşamasındayımdır.🌼
-17-
Bu bir tebrik yazısıdır. 17 yılı başarılı ya da başarısız atlattım, kendimi tebrik ediyorum. Son 4 yılım oldukça sancılı geçti. Kendimi toparlama, bulma ve sevme konusunda pek de başarılı olmadığımı kabullenmem gerekiyor. Aşamadığım bir çok sorunla yaşamaya devam etmek ve üstüne eklenmesi ne berbat bir durum. Bu yazıyı kendim için yazıyorum, yani okumanız ya da okumamanız sizin hayatınıza bir şey katmayacaktır.
18. yaşımı sanırım 4 yıldır falan bekliyordum. Bi' 18 olsam falan :D Bilmiyorum neden bu kadar bekledim, değişen bir şey var mı? Aynı hayat fakat değişen sayı gibi biraz. Geçen yıl yazımı armağan ettiğim kimse kalmadı. Norm Ender'i çok sevmem ama şarkısında geçen bir söz beni uzun zamandır etkisi altında bırakıyor.
''...Herkesi yavaş yavaş tanıyorsun pastadaki mum sayısı çoğalınca...''
Her zaman anlamlı gelmiştir ve daha da anlamlanmaya devam ediyor. Yeni yaşımla beraber hayatıma sünger çekmek istiyorum. Her şey çok kirli, bayağılaşmış geliyor. Kendime 17'ye girerken sözler vermiştim. Hiçbirini tutamadım, özür dilerim kendim. Seni yine koruyamadım. Ama ben severim özür dileyip tekrar başlamaları. Zaten aşık olduğum insanı da bundan kaybetmemiş miydim? Bana iki insan tek ruh demişti ama sanırım o işler öyle olmuyormuş. Yine aynı şarkıdan bir yer, özetleyen.. Aslında bi' kaç söz!
''...Sözler hep aynı, yüzler değişiyor...''
''...Bak, biri kollarımda uyuyup gitmem diyordu gitti. Biri can verip de ölsem bitmez diyordu bitti. Yüreğim ses etmez inanır, sözler şerefsiz oldu. Bu yolun sonu yok ne olur söz verme sen de aşkım...''
Yeni yaş ve tekrar başlayabileceğim bir nokta. Kaybettiğim yıllara ağıttansa yoluma bakma vakti. Beni büyümek zorunda bırakan her şeye teşekkür ederim, bi' parçama etki edemeseniz de beni çok değiştirdiniz.
🐭
Doğum günün geçti. O sıralarda başın çok doluydu yazamadın hiçbir şey. Kendine bile zamanın yoktu uzun zamandır. Ama DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN MARGARİTAM. Bu dönem gerçekten birçok şey yaşadın. Evrene teşekkür ederken küfretmeyi öğrendin. İnsanların yüzlerini ve iletişim şekillerini öğrendin. Yoruldun sen ya. Benim canım Margaritam. Gerçekten yoruldun. Bunu sürekli hissediyorsun. Yoruldum. Yoruldum. YORULDUM. YORULLLDUMMM. Peki gerçekten neyden yoruldun? Kimden neyden yoruldun?
Ne yapmalıyım ben? Ne hissediyorsun? Bildiğim tek bir şey var şu anda. Kendime saygım yok sanırım. Kendimi kendim gibi hissetmiyorum. Kaçmak istiyorum. Buz gibi denize atlamak istiyorum. Bambaşka hissediyorum. 24 yaşına böyle farklı girdin. İlk kez arkadaşların tarafından kutlandı. Seni seviyorum Margirit. Ne yazıyorum şu anda ben ya. Kendime bir yazı bile bırakabilecek kadar iyi değilim sanırım.
Öfkeliyim. Çevreme. İnsanlara. Bana ihanet edenlere. Beni suçlayanlara. Uzun boş edebiyat yapanlara. Arkadaşlar sakin olun artık ya. Lütfen. Uzaktan bakınca sizi kaldırabilecek enerjiye sahip gibi miyim? Ben iyi değilim arkadaşlar. Benden uzak durun azcık iki taraflı yanmayalım. İlişki istemiyorum. Arkadaş istiyor muyum meçhul. Sadece zaman geçirmek için zaman geçirmek istiyorum. Düşünmek yok. Aşk acısı değil sanki bu. Başka bir şey. Acı yok. Sevinç yok. His yok. Hissizim. Boşlukta da değilim.
Anlatmak bile istemiyorsun be Margirit. Böyle bir baksan tüm dünya anlasa. Sana doktora git demek yerine ıhlamur alıp gelseler keşke değil mi? Evrene adadığın dilek sence gerçekleşecek mi? Belki gerçekleşmiştir. Tutkulu beklemesen mi ki? O mu acaba o kişi? Duygularım orospu olmuş. Böyle olmasın hiçbir şey. Güzellinden hakikisinden olsun her şey.
Bu an aklında dursun yangın merdiveninden geldin az önce. Hissettiğin duyguları hatırla. Savaşmayı bıraktın bugün. Gerçekten bıraktın ağlamak istiyorsun. Ama oda hep dolu!! Hissettiğin şeyleri unutma bugün. Az önce hissettiğin şeyleri unutma. Bu yazı sana hatırlatma notu olsun. Hiçbir şey değişmedi bak aranızda. Sen yoruldun. Bu senin aradığın ilişki değil kesinlikle. Hayatın boyunca mutlu olmayacaksın bu adamla. Lütfen artık gör bunu. Ya kadın Lütfen git 1 hafta otur ağla nolur ya sadece otur ağla. Acını yaşa. Ne bileyim delir bara git. Kabus gör. AMA LÜTFEN SALLL ARTIK LÜTFEN. Ne hissediyorsun biliyor musun? O eski seni büyüttü bu adam. Onunla büyüdün. Eski seni istiyorsun biraz. Kendinden vazgeçmeyen, gözleri neşe saçan, her saçmalığı seven, insanları olduğu gibi seven. Şu anda yaptığı yemekler bile sana iyi gelmiyor güzel gelmiyor. O sevdiğin Antalya anılarınız. Aklında sadece kötü anılarınız var. Güzelleri gömmüşsün bir köşeye. Ne hissediyorsun acaba? Bunları yazarken bile kendi içinde çelişiyorsun. O adamı istemiyorsun. Onun eski halini istiyorsun. Eski anıları... Geçmişle ne kadar daha yaşabilirsin ki. Geçmiş bir figürle. Geçmiş bir hikayeyle. Sayfaları solmuş, siyahlaşmış, yaşlarla ıslanmış... Daha fazla yazmak istemiyorum.
24 yaşın kutlu olsun. Sevimlilik yapamayacak kadar yorgunum. Sadece 24 yaşın kutlu olsun. Güzel bir sene olsun senin için. Kendine değer vermeye başladığın, kendini düşündüğün, çekim yasasını dibine kadar kullandığın bir sene olsun. Bu hayat senin ve sadece sen mutlu olabilirsin. Kendin için. Gülüşlerin bile sadece sana ait. Sen önemlisin. Seni seviyorum.
Tek bildiğim içimdeki çocuğu gömdüğüm
İlk Vedam
Bu yazıyı yazmak benim için aslında çok zor. Defalarca yazıp silip tekrar başladığım bir yazı. Nasıl başlayacağımı bile bilmiyorum. İnsanlara nedeni yokken bazen fazla değer yüklersiniz. Kendinize olan saygınızı kaybedersiniz. Ve en kötüsü bunu bu değeri kaldırabilecek birine yüklememeniz. Sevilmeyi, çok sevilmeyi bence herkes kaldıramaz. Bu yüzden asla insanlara kızamayız.
Şu aralar gerçekten göğsümün içinde bir boşluk var. Tütsüler, mumlar, meditasyonlar, yogalar falan filan şeyler beni yine de asıl sorunuma götürmüyor gibi. Yürek acım büyük. Canımdan can gitti gibi hissediyorum. Aydınlıktan önce karanlık varmış gibi bir felsefeyle girmeyeceğim. Çünkü benim karanlığım 2017 yılından beri tekrar ediyor. Evrenin/ Tanrının bana vermek istediği mesajı alamıyorum. Görmek istemiyorum veyahut o açık bir şekilde bana yollamıyor. Beynim aşırı bilgiyle dolu. Analiz sentez kısmına kadar kendimi keşfetmem gerekiyormuş. Herkes böyle diyor kendini keşfet kendini keşfet kendini keşfet. Bel ağrılarım arttı. Bu içimdeki acıyı nasıl anlatabilirim ki. Yarım kalmış bir durum. Gerçekleştiremeyeceğim bir durum. Geri gelmeyecek bir durum. O gitti. Evrene teşekkür ederim. Bana istediklerimi verdiği için. Anahtardı O benim için. Şaka gibi gerçekten. Kendimi bulmanın anahtarı olabilirmiş. JSAFKHAOREIHDKLFHAOSIHNJAEGKŞM. Bilmiyorum biliyor musunuz? Artık bilmiyorum. Depresyon yok. Kendinden vazgeçme yok. Hissizlik yok. Kendime Geç Kalmış Yazımdaki gibi... ŞU EVREN BANA NEYİ ÖĞRENMEM GEREKTİĞİNİ BİLİNÇLİ BİR ŞEKİLDE BANA ARTIK ANLATABİLİR Mİ?. Ben Onun yükünü hayatım boyunca taşıyacakmışım gibi hissediyorum. Bu noktada o adama çok kızgınım. Beni yalnız bıraktığı için. Bu kadar ağır atlatmayabilirdim bu durumu. O ve onun duyguları. Götüne girsin hepsi olur mu? Sen cani herifin tekisin. Sen kötü bir insansın. Sana olan öfkem bir var bir yok. Yaptığın şeyi yediremiyorum sadece. Sürünerek karşıma gel istiyorum. Yalvar istiyorum aciz bir duruma düş istiyorum. Ama sonrada hiçbirini istemiyorum. Hayat durum vardır bunda da öğretmek istediği bir mesaj. Bir nasılsını çok görsün insanlar sana!! Bu kafayla da hayat sana kötü davranmaya devam edecek. Beddua etmiyorum asla. Sana olan kırgınlığımı döküyorum buraya. Ey evren dönüp dolaşıp bunlar beni bulmasın diye bak açıklama bile koydum buraya. Çektiklerim yeter. Ben kimseye öfke kin kızgınlık beddua gibi çirkin duygular barındırmıyorum. O da Tanrının bir parçası tabikiiii. Sevgi ve affetme barındırıyorum. Bak buraya yazdıklarım bile affetmenin başlangıcı. Sikicem belasını :D.
Neyse öyle işte🌼
2022'Mİ YORUMLUYORUM
2021 yılımın son zamanları hayatımda zorluklar başladığı için 2022 yılıma da pek parlak girmedim. Tek hatırladığım Zeytinle sarılıp uyuyarak girdiğimiz. Annem yoktu acaba neredeydi? 2023 yılına da bir o kadar uğursuz girdim ve uğursuz bir yıl olmakta devam etmekte. 2022 yılının Mart'ında toksik ilişkime ara verdim. Ki hala kurtulamıyorum. Yeni insanlar ve yeni çevreler birazda zorlanmalarla birlikte çok farklı zaman dilimleri yaşadım. Arkadaş çevrem çok değişti ve ihanet gördüm. Haksız bir şekilde suçlandım. Eski arkadaşlarımla aram açıldı. Garip bir devreydi. Genel olarak çok hızlı ve kendimi yaralayıp yorduğum bir zaman dilimiydi. Muğla çok farklı bir yer gerçekten ve ben kendimi oraya ne kadar ait hissetsem de bir o kadar da farklı hissetmekteyim. Çekim yasasının ve isteklerimin hemen çalıştığı bir yer gerçekten Muğla. Seni seviyorum Evren. Bana istediklerimi verdiğin için teşekkür ederim. Değerlendiremediğim şeyleri de bana lütfen geri ver. Doğru iletişim ne kadar önemli bir şey onu anlamaya ve geliştirmeye çalışıyorum. Eski beni geri bulmak istiyorum ve ona bazı yeni özellikler katmaya istiyorum. 2022'im kısacası gel gitlerle dolu bir yıldı. Toksik ilişkimden ayrıldım. Deli dolu başka yeni bir aşk yaşadım. Şimdi o adamı geri istiyorum kaybettim de biraz. Evren buradan da sesleniyorum sana lütfen geri verir misin? Şimdiden o adamı bana geri getirdiğin için teşekkür ederim. 2022'im yurtta sorunlar yaşadığım değişim ve son bulan yapıların olduğu değişik ve güzel zamanlardı. Öyle işte ya.🌼
EY 2022
2022'ye tek başıma içerek girmiştim. Nasıl girersen öyle geçer sözüne inanmaya başladım çünkü gerçekten tek başıma kaldım. Arkadaşlarımla aram açıldı ve hayatımda şu an sadece arkadaş olarak 1 kişi var. Genel olarak 2022 diğer yıllardan farksızdı fakat ilk defa mental olarak yardım aldığım bir sene oldu. 2 psikiyatrist değiştirdim ve şu an psikologla devam ediyorum. Bu yazı geç yazıldığı için 2022'den 2023 mart ayına kadar olan kısmını yazıyorum.
Hayatıma çok güzel bir adam girdi bu yıl. Gerçekten aşık olduğumu hissetmiştim fakat anladım ki onun gökyüzünde benim yerim yoktu. Hayatıma ne kattığı hakkında hiçbir fikrim yok ama beni gerçekten çok mutlu etti mutsuz ettiği kadar.
Mental olarak bir yardım aldığımdan bahsetmiştim. 3 doktorum da bana insan içine karışmam gerektiğini ve bir şeyler için çabalamam gerektiğini söyledi. Ne için çabalamak istediğime karar verdim sonunda. Aslında başından beri de istediğim şey buydu. Yazar olmak istiyorum ve hayatımı buna göre şekillendirmek istiyorum. Kendimi geliştireceğim ve bir gün hayal ettiğim yerde olacağıma inanıyorum. Umarım herkes hayal ettiği yere ulaşır. 2022 benim için kötü bir yıldı ama diğer yıllarımın böyle olmasına izin vermek istemiyorum.
🐭
Bir şey var çözemediğim. Gerginim. Kalıp yargılar içindeymişim gibi. Bilmiyorum bir şeyler var anlatamadığım. Doğum sancısı gibi. Zeki değilim gibi yetersizim gibi. Ama bir o kadar da boşlukta gerçek değil bu fikirler diyen cümleler var. Şifasız bir bitki gibi hissediyorum kendimi. Rahatsız sarmaşıklarını toplamaya çalışan bir bitki gibi. Depresyondayım sanırım. Kafam karışık. Dalga bir denizde sıkışmış gibi nefesim..
Öyle işte. Bugüne Not🌼
Yorumlar
Yorum Gönder