kabullenmek.
Bu yazıyı aslında hem kendi yaşadığım bir süreç olduğu için hem de son zamanlarda derste olsun sosyal medyada olsun çok gördüğüm için yazmak istedim. Sembolik yas, kabullenme, o kapının kapanması vs. Ne derseniz artık. Kendi sürecim, derslerde gördüklerim ve çevremdeki insanların deneyimleriyle birlikte harmanlayıp yazacağım.
Öncelikle ilk darbe, ayrılık. Islak bir süreçtir, kafanızı koyduğunuz yastık ıslanır en başta. Özellikle sizin ayrılığınız değil de karşı tarafın bırakmasıyla oluyorsa bu daha kötü. Elinden hiçbir şey gelmez. Ben ilk gün durumu kavrayamamıştım. Sabah günaydın yazmak için uzattığım el havada kalmıştı.
İkinci evre, inkar ve bekleme. Bence bu iki süreç birbiriyle ilişkili. Seni sevdiğini düşünürsün, biz ayrılamayız ki dersin. Geçici bir heves değil ki bu, düzelir, gelir vs. Bir süre sonra inkar gider ama o bekleme kalır. Umutla harmanlı tabii, onsuz olmaz. Beklerken zaman durmuş gibi hissederdim. ''Daha yeni oldu, gelirse her şeyi düzeltir.'' diye düşünmüştüm. Böyle düşünürken haftalar geçti tabii. Beklemek bence kişiden kişiye göre değişebilecek bir evre. Bazısı bu evrede çok kalır bazısı direkt diğer evreye de geçebilir. Ben galiba çok kalmadım, yani bunun ortalaması nedir bilemem tabii de kişiden kişiye değişir zaten.
Bu evreler çeşitlenir daha ama sonraki evre bence öfke. Beklerken ve inatla o kişi gelmezken büyük bir hayal kırıklığı yaşanıyor bence. Çünkü birinin sevgisine o kadar inanıyorsunuz ki sizi yanıltıyor. Bu hayal kırıklığı öfkeye dönüşüyor. Bu öfke kavramı da kişiden kişiye değişebilir bence, benimki hayal kırıklığındandı. Bu evre bence kabullenmeye en yardımcı olan evrelerden biri. Çünkü hani derler ya ''Seni güzel yapan benim sevgimdi.'' Öyle gerçekten. Sevginiz yerini öfkeye bırakmaya başlarken karşı tarafın o büyüleyiciliği yavaş yavaş yok oluyor. Hatta benim sürecimde karşı tarafı o kadar kusursuz yapmışım ki kafamda, bir olay olmuştu ve ''Yok ya, o öyle biri değil ki. Saçmalama.'' falan demiştim yani :D
Asıl evremize geçmeden bir konu daha var ki kendisi canımı çok sıkıyor. İlişkide mağdur edebiyatı yapmayı lütfen bırakın. Karşı taraf gerçekten kötüdür, ona lafım yok. Ama kafanızda kurup karşıya yüklediğiniz o kötü imaj şahsa ait değil, sizin pis beyninize ait. Ne demeye çalışıyorum? Mesela ayrıldığınız kızın arkasından o hakaretleri söyleyen pislik zihinlerden bahsediyorum. Bir de sanki tüm ilişkiyi omuzlamış gibi, sürekli kendi vermiş karşısı hiçbir şey yapmamış gibi kendini lanse eden kurban psikolojisini benimseyen insanlar... Yapmayın arkadaşlar, hakka girmeyin bu şekilde. Bir zamanlar sevdiğiniz bir insan bence böyle bir şeyi hak etmiyor. (Gerçekten ilişki ya da karşısı öyle insanlar için söylemiyorum. Ama karşısı öyle olsa bile bunu milletin ağzına sakız etmeye de gerek yok. Çocuk değiliz ya.''
Ve evet, kabullenmek. Herkes işte uzun bir süreç olduğunu iddia ediyor ama bence uzun gelmesinin nedeni bu üstte saydığım evrelerle birleştirdikleri için. Çünkü kabullenmek çok ani oluyor. Ben bir gece aniden yaşadım bunu en basitinden. O kadar tuhaf bir his ki, dün uğruna ağladığın insan bi' anda yabancı geliyor. Böyle üstünüzde hiçbir yetkisi kalmıyor. Bu işte umurumda değil artık kafası değil de beni ilgilendirmez demek gibi.
Peki kabullenmek neyi içinde barındırıyor? İlk, evet bitti diyorsun. Sonra tüm heveslerin yerini bir boşluk bırakıyor. Ben bu kapıda beklemek istemiyorum diyorsun, beklesem de bir faydası yok. Sonra kendine sığınıyorsun, kendi evine. Evinin kapısını kapatıyorsun, o kapı kapanmaya geçiyor kabullenme sayesinde.
O kapı nasıl kapanır diye sorarsanız bu da süreç sanırım çünkü kabullenmekten bambaşka bir şey. Mesela aklınıza artık gelmemeye başlıyor, merak etmiyorsunuz. Kalabalık bir alanda gözünüz artık onu seçmiyor, göremiyor. Dualarınızdan çıkıyor, rüyalarınıza gelmiyor. Varlığı, varlığınızı etkilemiyor ve en önemlisi artık hayallerinizde yanınıza başka birini hayal edebilmeye başlıyorsunuz. Aynı şekilde onun yanında da birini görebilmek normalleşmeye başlıyor. Galiba o kapının kapanmasını en güzel şekilde bir alıntı anlatır.
''Merhamet bilmeyen kalbinden öpüyorum. Benim seninle olan savaşım bitti. Gözlerin istediğine gülebilir.''
Allah umarım herkesin karşısına sizinle mutsuz bile olmaya cesaret eden insanları çıkarır. Yanlış kalplere emanet etmeyin kalbinizi. Ve bir yanlışın da tüm doğruları silmesine izin vermeyin. Sevmek de sevilmek de çok güzel şey. Biri yanlış diye herkes olacak değil. Ve genel olarak kaybettiğiniz şeylerin yerine daha güzel şeyler gelecektir.
🐭
Yorumlar
Yorum Gönder