Sohbetler*1
İki seriye başlamak istediğime karar verdim. Yaşarken Fark Ettiklerim ve Sohbetler. İlki için bir sayfa açıcam, sadece oraya yazıcam; bunu da böyle bölüm bölüm yazıcam hepsini topladığım bir sayfa yapmicam. Sohbetler adında olsa da sadece kendi kendime konuşacağım. Sohbetler dememin nedeni bir kitapta etkilendiğim bir yerden dolayı. Kitabı söylemicem ki şans eseri kitabı okurken o kısmı fark edip aklına geldiğinde sırıtabilin diye. Ve bu yazılarda şimdi bu konu ne alaka tarzı diye düşüneceğiniz çok zaman olacaktır. Alakalı ya da alakasız sadece içimden ne geliyor ise onu yazıyor olacağım.
Ben küçükken ölmekten çok korkardım. Yapamadıklarımdan çok bir daha ailemi göremeyeceğim ve beni yavaş yavaş unutacaklarını düşündüğüm içindi bu korku. Fakat artık beni bir gün unutacaklarını düşünmek rahatlamama neden oluyor. Ve bir insanı unutmak için ölmesine de gerek yoktur.
Ben hep keşkelerle yaşayan bir insanımdır. Hem yaptıklarım için hem de yapamadıklarım için hep üzülürüm. Üzülerek yaşadığım hayat için de keşke üzülmek yerine iyi taraflarını arasaydım derim. Böyle bir insanımdır ben hep. Onsuz yapamam dediğim her şeyden vazgeçerim ben. Dengesizliklerimle ve kendimi dengelemekle savaşırım. Yenilgilerimle de gururlanırım ve bazen kazandığım şeyler için üzülürüm. İnsanları kırmaktan çok korktuğum için hep insanları bir şekilde kırarım. Eskiden bu durumdan nefret ederdim. Daha çok kendimden nefret ederdim. Artık rahatsız olmadığımı anladım ve sandığım kadar da kötü biri olmadığımı fark ettim. Eskiden tanımayı bırak içinde bulunmak istemediğim benliğimi artık kabullenmeye başladım. Sevmekten, nefret etmekten daha önemli bir şey var ise o da kabullenmektir.
Çok özlediğim bir alışkanlığım yanlış bir dönemde döndü. Kitap okuma alışkanlığım. Ders çalışırken bitiremediğim kitabım ve içindeki karakterler tarafından ele geçiriliyorum. Belki sadece ders çalışmam gerektiği için de ele geçirilmeye açığımdır. Yeraltı edebiyatı oldukça dikkatimi çekmeye başladı. Bu edebiyatın okuyucusu olabilir miyim emin değilim fakat bir kaç kitap aldım. Okuyup öğreneceğim ve kitapları da paylaşacağım zaten. Çok ilgimi çeker zaten bu tarz şeyler. Kara mizah, yeraltı edebiyatı falan. İğrençlik, gerçeklik, alaya alma, eleştiri vb. şeylerin birleşimin bu denli güzel olması ve bunları okurken bu denli haz almak bazen sorunlu hissettirse de büyük keyif alıyorum. Kendim hakkında bir şeyi daha bu şekilde keşfettim.
İronik fakat bazen küfür eden insanın küfür etmeyen insana göre daha edepli olduğunu düşünüyorum. Küfür eden insan oldukça basit bir şekilde hoşlanmadığı, nefret ettiği şeyi belirtiyor. İğrenç sözler kullanarak yapıyor fakat küfür etmeyen insan bunları belirtirken en kırıcı şekilde yapıyor. Olayı anlatamayacağım için tam anlamıyor olabilirsiniz. Ne aptal insansın ile beyninin varlığını sorguluyorum cümleleri arasındaki fark gibi, anlıyorsunuzdur umarım :(. Bu cümleler arasındaki kırıcılık farkı o kadar fazla ki... Aslında çok fark da olmayabilir. Özneyle alakalı sanırım.
Elim uzun zamandır yazmak için gidip geliyordu, sonunda yazmaya başladım. Hem biraz üşeniyordum, hem gelecekte kurduğum tüm hayallerin çökmek zorunda kalması yüzünden ve geleceğim dediğim insanın geçmişim olarak kalması gerektiği için büyük hüzündeydim hem de doğru cümleleri bulamıyordum. Fakat artık doğru yanlış çok umrumda değil. Ne doğru gidiyor ve doğruları kim seçiyor ki?
🐭
Yorumlar
Yorum Gönder